Psikoterapi ve ebeveyn danışmanlığı çalışmaları, kişinin başvuru nedenlerinin, gelişimsel ve yaşam öyküsünün, güncel koşullarının ve ruhsal ihtiyaçlarının ele alındığı değerlendirme görüşmeleriyle başlar. Bu görüşmeler, yaşanan güçlüklerin daha kapsamlı biçimde anlaşılmasını ve kişinin ihtiyaçlarına uygun bir çalışma planının oluşturulmasını amaçlar.
Değerlendirme sürecinin temelini klinik görüşmeler ve terapistin klinik gözlemleri oluşturur, diğer değerlendirme araçlarına yalnızca gerekli görülen durumlarda başvurulur. Çocuk ve ergenler ile yürütülen değerlendirme süreçlerinde çocuğun bireysel özelliklerinin yanı sıra aile ilişkileri ve gelişimsel öyküsü de ele alınır. Değerlendirme büyük ölçüde çocuk ve ebeveynlerle gerçekleştirilen klinik görüşmelere ve oyun temelli klinik gözlemlere dayanır. İhtiyaç duyulduğunda projektif çizim değerlendirmeleri, bağlanma değerlendirmeleri ve WISC-4 Zeka Testi gibi bilişsel değerlendirme araçlarından da yararlanılabilir.
Çocuklar, özellikle erken yaşlarda, duygularını ve içsel yaşantılarını sözcüklerle ifade etmekte henüz gelişim aşamasındadırlar. Bu nedenle çizim gibi sözel olmayan araçlar çocuğun kendisini ifade edebilmesine olanak tanıyan değerlendirme araçları arasındadır.
Projektif çizim değerlendirmelerinde çocuğun çizimleri, çizim sürecindeki davranışları, anlatıları ve çağrışımları birlikte ele alınır. Bu çalışmalar, çocuğun kendisini ve çevresini nasıl deneyimlediği, ilişkilerine dair düşünceleri, kaygıları ve duygusal ihtiyaçları üzerine düşünmeye yardımcı olur. Çizimler tek başlarına belirli bir ruhsal durumu veya tanıyı ortaya koyan göstergeler olarak değerlendirilmez. Çocuğun yaşı, gelişimsel özellikleri, yaşam öyküsü ve klinik görüşmelerden elde edilen bilgiler doğrultusunda anlamlandırılırlar.

Çocuğun bakımverenleriyle kurduğu ilişki, duygusal gelişimi, kendilik algısı ve zorlayıcı yaşantılarla baş etme kapasitesi açısından önemli bir yere sahiptir. Bağlanma değerlendirmelerinde çocuğun yakınlık, güvenlik, ayrılık ve destek arayışına ilişkin deneyimleri ile ebeveyn-çocuk ilişkisinin çeşitli boyutları ele alınır. Bu süreçte çocuğun yaşına ve gelişimsel düzeyine uygun bağlanma değerlendirme araçlarından, ebeveyn görüşmelerinden ve ebeveyn-çocuk etkileşiminin klinik gözleminden yararlanılabilir.
Bu değerlendirmelerde çocuğun bağlanma ilişkilerine dair anlatıları ve temsilleri, ebeveynin çocuğun duygusal ihtiyaçlarını anlama ve bunlara karşılık verme biçimleri ile birlikte değerlendirilir. Ebeveyn ve çocuğun birbirlerinin duygusal tepkilerine nasıl karşılık verdikleri, yakınlık ve ayrılık karşısındaki deneyimleri ve ilişki içerisinde ortaya çıkan güçlükler üzerinde durulur. Bu değerlendirmelerin amacı, ebeveyn-çocuk ilişkisini "güvenli" ya da "güvensiz" gibi belirli kategorilere yerleştirmek değil, ilişkinin mevcut özelliklerini, güçlü yönlerini ve desteklenebilecek alanlarını daha iyi anlamaktır.
Oyun, çocuğun kendisini ifade etmesinin, içsel yaşantılarını işlemesinin ve ilişki kurmasının temel yollarından biridir. Özellikle küçük çocuklarla yürütülen değerlendirmelerde oyun, çocuğun ruhsal dünyasını ve gelişimsel özelliklerini anlamak açısından önemli bir yer tutar. Oyun temelli klinik gözlemde çocuğun oyun kurma ve sürdürme biçimi, sembolik ifade kapasitesi, yaratıcılığı, duygusal tepkileri ve terapistle kurduğu ilişki ele alınır. Oyun sırasında ortaya çıkan temalar, çocuğun kaygıları, çatışmaları, ilişkisel deneyimleri ve duygusal ihtiyaçları üzerine düşünmeye yardımcı olur. Çocuğun oyunu yalnızca içerdiği temalar üzerinden değil, oyunun nasıl geliştiği, çocuğun duygularını oyun içerisinde nasıl ifade ettiği ve zorlayıcı yaşantılarla nasıl baş etmeye çalıştığı dikkate alınarak değerlendirilir. Bu gözlemler, çocuğun gelişimsel öyküsü ve diğer klinik bilgilerle birlikte anlamlandırılır.
WISC-IV (Wechsler Çocuklar İçin Zekâ Ölçeği – IV), 6 yaş 0 ay ile 16 yaş 11 ay arasındaki çocuk ve ergenlerin bilişsel becerilerini değerlendirmek amacıyla kullanılan, standartlaştırılmış bir ölçme aracıdır. Test kapsamında sözel kavrama, algısal akıl yürütme, çalışma belleği ve işlemleme hızı gibi farklı bilişsel alanlar değerlendirilir. Elde edilen sonuçlar, çocuğun bilişsel güçlü yönlerinin ve göreli olarak zorlandığı alanların anlaşılmasına yardımcı olur. WISC-IV değerlendirmesine öğrenme ve akademik performansla ilgili güçlüklerin anlaşılması, bilişsel gelişimin incelenmesi veya çocuğun eğitimsel ihtiyaçlarının belirlenmesi amacıyla başvurulabilir. Test sonuçları, çocuğun gelişimsel öyküsü, eğitim yaşantısı, duygusal durumu ve diğer klinik bilgilerle birlikte yorumlanır. WISC-IV tek başına dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ya da özgül öğrenme güçlüğü gibi durumların tanısını koymak amacıyla kullanılmaz; gerektiğinde daha kapsamlı değerlendirme süreçlerine katkı sağlar.
WISC-4 Zeka Testi, psikoterapi sürecinin bir parçası olarak uygulanabildiği gibi, okul veya ilgili uzmanların yönlendirmesiyle psikoterapi sürecinden bağımsız olarak da uygulanabilir. Elde edilen sonuçlar ve bunların çocuğun gelişimsel ve eğitimsel ihtiyaçları açısından taşıdığı anlam ebeveynlerle ayrıca yazılı raporla ve sözlü olarak paylaşılır.
Çocuklarla yürütülen değerlendirme süreci, öncelikle ebeveynlerle gerçekleştirilen bir görüşmeyle başlar. Bu görüşmede çocuğun gelişimsel öyküsü, aile ilişkileri, yaşadığı güçlükler ve ebeveynlerin başvuru nedenleri ele alınır. Ardından çocuk ve ebeveynlerle gerçekleştirilen iki veya üç değerlendirme seansıyla süreç devam eder. Bu görüşmelerde klinik gözlemlerin yanı sıra, gerekli görüldüğünde çocuğun yaşına ve ihtiyaçlarına uygun değerlendirme araçlarından yararlanılır.
Genellikle dördüncü veya beşinci seansta ebeveynlerle bir geri bildirim görüşmesi gerçekleştirilir. Bu görüşmede değerlendirme sürecinde edinilen gözlemler ve bulgular paylaşılır, çocuğun ruhsal ve gelişimsel ihtiyaçları, yaşadığı güçlükler ve güçlü yönleri birlikte ele alınır. Ebeveynlere yönelik öneriler sunulur ve çocuğun ihtiyaçlarına uygun bir yol haritası oluşturulur. Değerlendirme sonucunda çocuğun bireysel psikoterapi sürecine başlaması, yalnızca ebeveyn danışmanlığıyla ilerlenmesi veya gerekli görülmediği durumlarda düzenli bir psikoterapi ya da danışmanlık sürecine başlanmadan ebeveynlere öneriler sunularak ihtiyaç doğrultusunda takip görüşmeleri planlanması kararlaştırılabilir.
Ergenlerle yürütülen değerlendirme süreçlerinde ise görüşmelerin yapısı, gencin gelişimsel ihtiyaçlarına, aile ilişkilerine ve başvuru nedenlerine göre farklılaşabilir. Bazı durumlarda ebeveynlerle ayrı görüşmeler gerçekleştirilirken, bazı durumlarda ebeveynlerin katıldığı görüşmeler ergenin de dahil olduğu aile görüşmeleri biçiminde yürütülebilir. Bu yapı, değerlendirmenin niteliği ve gencin ihtiyaçları doğrultusunda belirlenir.